15/3/2007 11:42
Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.

"Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat.

"Zamanın var mı?" diye sordum.

Gülümsedi.

"Benim zamanım Sonsuzluk" dedi Hayat. "Ne sorular var yüreğinde?"


"İnsanlarla ilgili en çok neye şaşıyorsun?" diye sordum.

Hayat yanıt verdi.

"Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili endişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar."


Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.

Hayat yanıtladı.

"Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim."

"Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularınmı nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim."


Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.

"Söylediklerimi yüreğine kaydet" dedi. Söylediği cümleyi yüreğime kaydettim.

"Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren".


Yüreğim kuş gibi hafiflemişti.

"Son bir soru daha, Hayat" dedim. "Benden ne istiyorsun?"

Bütün odayı beyaz bir ışık kapladı… ve Hayat yanıtladı.


"Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil."

Hayat'ın içimde dışımda her yerde aktığını hissettim. Kendimizi sevdiğimiz kadar Hayat 'ı sevebilirdik ancak. Ne daha az ne daha fazla.
 
ALINTI
yazan: incitanem06 Kategori:
Yazıyı Gönder | Yorumlar (20) | Yorum Ekle
11/3/2007 11:45

Neden hep zamanın az gelmesinden yada bişeylere yetişememekten şikayet ediyorum diye düşündüm.Acaba çok mu yoğun bir insanım ya da günlermi bana düşman?


Hayır hiç biri değil,çünkü düşünüyorum da ampulu bulan Edison'un

ya da tıp alanında pek çok değerli eserler veren İbni sinanın'da 24 saati vardı.

Yo ben öyle büyük işlerin insanı değilim.

Bişeyleri keşfetmek ya da eserler yazmak gibi bir niyetimde yok.

Ama yapmam gereken işleri zamanında ve eksiksiz yapabilmek için bişeyler yapmam gerek diye düşündüm.


Nerden başlamalıyım dediğimde ise (bence )tam bir zaman canavarı olan internette biraz daha az zaman ayırmak sanırım en kestirme yol olamalıydı.

Siz ne düşünüyorsunuz bilmem ama ben bunun beni çok fazla oyaladığı ve anti sosyalleştirdiği kanısındayım.

Çünkü işlerimin aksaması bi yana eşi dostuda ihmal etmeye başaldım.

Bloğa girip bir yazı eklemek,ardından diğer blokları ziyaret edip onları okumak

yorum yapmak benim saaatlerimi alıyor.


Bu nedenlede kendime bir sınırlama getirdim.

Bu işi belli aralıklarla yapıcak ve kendime zaman ayıracağım.

Hani bazı arkadaşlarımızın bloklarda bir süre kendilerine izin verdikleri

ve geri döndükleri günler oldu.

Bunuda düşündüm ama çözüm olmadığına karar verdin.

Çünkü bakıyorum her giden fazla dayanamayıp dönüyor.

Eminim bende fazla dayanamam :)

İşte bu yüzden de ziyaretlerim seyrekleşti,umarım beni anlarsınız.

Hepinizi çok ama çoook seviyorum

yazan: incitanem06 Kategori:
Yazıyı Gönder | Yorumlar (8) | Yorum Ekle